Sürrealizm denilince şüphesiz ilk akla gelen, 20.yy’ın sanat ve kültür alanına ismi altın harflerle yazılı İspanyol ressam Salvador Dali, şimdi İstanbul’da! Sergiye gitmeden bu önemli sanatçının hayatı ve eserlerini tekrardan gözden geçirmek lazım…
Salvador Dali, 1904 yılında İspanya’nın Katalan bölgesinde dünyaya geldi. Varlıklı bir aile içinde büyüyen ressam, özellikle annesinin desteği ile kaliteli resim okullarına gitti, ilk sergisini henüz 15 yaşında iken açtı. 21 yaşında ikinci sergisini Barcelona’da açan Dali’nin ilk eserlerinde Fransız kökenli kübizm ve dadaizm etkileri görülüyordu. İspanya’ya göre yeni bir tarz olduğu için resimler ilgiyle karşılandı. Bir yıl sonra Paris’te çok sevdiği ressam Picasso ile karşılaştıktan sonra çalışmalarında Picasso etkisi ağır basmaya başladı. Dali, yalnızca bir ressam değildi; sinema, heykel ve fotoğraf gibi farklı disiplinlerde yüzlerce çalışma meydana getirdi. Ayrıca çeşitli sanat eleştirmenleri ile birlike sanatta modernizm ve fütürizmi savunan ‘Sanat Karşıtı Katalan Manifesto’yu yazdı. Gerçeküstü resim çalışmalarının yanında ABD ve Fransa gibi çeşitli ülkelerde kısa film yönetmenliği ve senaristliği de yaptı.
Belirsizlik ve karamsarlığın hüküm sürdüğü iki büyük dünya savaşı arasında sürrealizmin temelini atan sanat adamı, 1931′de en meşhur tablosu Belleğin Azmi’ni yaptı. Yumuşak Saatler ya da Eriyen Saatler olarak da bilinen bu önemli tablodaki eriyen saat imgeleri ‘zamanın akışkanlığı’nı anlatıyordu. Psikoloji alanında yeni bir devrimin öncülüğünü yapan Sigmund Freud’un bilinçaltı ile ilgili yazı ve çalışmaları Dali’nin eserleri için nitelikli ve önemli bir esin kaynağı oluşturuyordu. Genellikle geniş bir sahil üzerinde yarattığı imgeler insan bedeni ve bilinçaltına sıkça vurgusu yapılan öğelerdi.
Sanatçının 1936-1939 yılları arasında süregelen İspanya İç Savaşı sırasındaki çalışmalarında bilinçaltı, psikanaliz, gerçek-hayal arasında salınan temaların yanında daha karanlık daha karamsar bir hava da görülüyordu. ‘İspanya’ ve ‘Zürafa’ gibi tablolarda kadınlar ve savaş alanları ile ölüm ve bilinçaltına aynı tuval üzerinde rastlanabiliyordu. İç Savaş sona erdikten çok kısa bir süre sonra patlak veren İkinci Büyük Dünya Savaşı sırasında savaş görmekten usanan Dali eşiyle beraber ABD’ye göç etti. Burada da sinema ve resim gibi farklı alanlarda çalışmaya devam etti. Walt Disney film şirketi ve usta yönetmen Alfred Hitchcock ile iki filmin yapımında çalıştı. Ünlü modacı Helena Rubinstein’in evinin dekorasyonu için duvar boyaması yaptı. ABD’de geçirdiği 9 yıl boyunca çalışmalarına hâkim olan gerçeküstü atmosfere ABD ve Amerika kültürü gibi farklı konularda eşlik etti.
Sanatçı, 20.yy’ın ilk yarısına kadar dünyanın çeşitli kentlerinde sürdürdüğü yaşam tarzına son vererek doğduğu yere Katalanya’ya geri döndü ve ölümüne dek burada kaldı. İç Savaş’ı kazanan General Franko önderliğinde İspanya’da kurulan Faşist rejimi destekleyen Dali, bu tutumu ile çoğunluğu Marxist kökenli sürrealist sanatçılardan çok tepki aldı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Hiroşima’da patlayan atom bombası Dali’nin düşüncelerinde yeni bir pencere daha açtı ve sanatçı çalışmalarında farklı teknikler kullanmaya başladı. Ayrıca kilise ve modern bilimi sentezleyen fikirlerine de yeni çalışmalarında yer verdi.
1982 yılında eşinin ölümü sonrası hayatında bambaşka bir devreye giren Dali, ölümüne kadar sadece 2 çalışma yaptı. Son çalışması 1983 yılına ait Serçenin Kuyruğu adlı tablosu oldu.1989 yılında kalp yetmezliğinden vefat eden sanatçı, yeni bir akım yaratarak gelecek nesillerin esin ve çıkış kaynağı olacaktı.
Dali İstanbul’da sergisinden seçmeleri izlemek için buraya, Dali’nin sinema sanatına katkılarını izlemek isterseniz film gösterimleri programı için ise buraya, ve biyografisi için buraya tıklayın.
Ha bu arada! Salvador Dali’nin sergisi yoğun ilgi nedeniyle 10 gün daha uzatıldı. Sergiyi henüz göremeyenler ya da yeniden gitmek isteyenler, 1 Şubat tarihine kadar bu şansı kaçırmayın deriz.
