<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Akif DEMİR</title>
	<atom:link href="http://www.akifdemir.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.akifdemir.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 11:18:00 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Thanks Google&#8230;</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/thanks-google</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/thanks-google#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 11:12:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=631</guid>
		<description><![CDATA[
Google, dün düzenlenen törenle resmen 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul&#8217; a jestte bulundu. Google Türkiye, açılış sayfasındaki logoyu 2010 Kültur Başkenti için tasarladı. 
&#8220;www.google.com.tr&#8221; sayfasına girenler Google&#8217;ın Kız kulesi ve Boğaz köprüsü&#8217;nü resmederek oluşturduğu özel logo ile karşılaştı.
Bilindiği gibi Google daha önce de Mimar Sinan&#8217;ın ölüm yıldönümünde, 23 Nisan ve 19 Mayıs tarihlerinde de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/0708/9630708.jpg" alt="" width="303" height="142" /></p>
<p>Google, dün düzenlenen törenle resmen 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul&#8217; a jestte bulundu. Google Türkiye, açılış sayfasındaki logoyu 2010 Kültur Başkenti için tasarladı. <span id="more-631"></span></p>
<p>&#8220;<a href="http://www.google.com.tr/">www.google.com.tr</a>&#8221; sayfasına girenler Google&#8217;ın Kız kulesi ve Boğaz köprüsü&#8217;nü resmederek oluşturduğu özel logo ile karşılaştı.</p>
<p>Bilindiği gibi Google daha önce de Mimar Sinan&#8217;ın ölüm yıldönümünde, 23 Nisan ve 19 Mayıs tarihlerinde de logolarını değiştirerek Türkiye&#8217;ye jest yapmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/thanks-google/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>2010 Avrupa Kültür Başkenti *İsTanbuL&#8230;*</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/2010-avrupa-kultur-baskenti-istanbul</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/2010-avrupa-kultur-baskenti-istanbul#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 11:04:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=625</guid>
		<description><![CDATA[ İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından, şehrin 7 farklı merkezinde eş zamanlı olarak düzenlenen açılış etkinlikleriyle İstanbul artık “resmen” Avrupa’nın Kültür Başkenti… 

 İstanbul, 2010 yılının başlaması ile birlikte sahip olduğu Avrupa Kültür Başkenti unvanını, 16 Ocak 2010, Cumartesi günü, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından 7 farklı merkezde gerçekleştirilen etkinliklerle ve görkemli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <span class="icerik"><strong>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından, şehrin 7 farklı merkezinde eş zamanlı olarak düzenlenen açılış etkinlikleriyle İstanbul artık “resmen” Avrupa’nın Kültür Başkenti…</strong></span> <span id="more-625"></span></p>
<p><span class="icerik"><strong><img class="alignright" src="http://www.istanbul2010.org/stellent/fragments/ist2010assets/images/baslik4.jpg" alt="" width="175" height="173" /></strong></span></p>
<p> <span class="icerik">İstanbul, 2010 yılının başlaması ile birlikte sahip olduğu Avrupa Kültür Başkenti unvanını, 16 Ocak 2010, Cumartesi günü, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından 7 farklı merkezde gerçekleştirilen etkinliklerle ve görkemli bir kutlamayla karşıladı.</span><br />
<span class="icerik">Kutlamalar, Haliç Kongre Merkezi’nde, Türkiye ve Avrupa’nın üst düzey devlet adamlarını ve diplomatları, iş ve kültür-sanat dünyasının önde gelen isimlerini, yerli ve yabancı basın mensuplarını bir araya getiren protokol töreniyle başladı. Tüm dünyaya yayılan İstanbul’un enerjisi, Taksim, Kadıköy, Sultanahmet, Pendik, Bağcılar, Beylikdüzü meydanlarında tüm İstanbulluların katılımıyla gerçekleştirilen kutlama etkinlikleriyle doruğa ulaştı.</span><br />
<span class="icerik">Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün teşrifleri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Haliç Kongre Merkezi’nde, ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri olmak üzere yaklaşık 40 ülke ve uluslararası kuruluşun temsilcilerini, iş ve kültür-sanat dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren protokol töreni, saat 17.30’da başlayan açılış kokteyli ile başladı.</span><br />
<span class="icerik">Ayrıca 2010 yılında bu unvanı taşıyacak diğer şehirler olan Essen ve Pecs’in yönetici heyetleri, Avrupa Kültür Başkenti unvanının gelişimine büyük katkı sağlayan önemli isimler, bu unvanının yaratıcısı Melina Mercouri’nin kardeşi Spyros Mercouris ve Avrupa Komisyonu üyesi diplomatlar da törende hazır bulundu.</span><br />
<span class="icerik">İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ve Devlet Bakanı ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Koordinasyon Kurulu Başkanı Hayati Yazıcı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İstanbul Valisi Muammer Güler katıldı.</span><br />
<span class="icerik">Törende konuşan Şekib Avdagiç, şunları söyledi: “21.yüzyıla bütün dünya büyük bir değişimin, hem heyecanını hem sancısını yaşıyor. Böyle bir dönemde, İstanbul da, yeni yıla, yeni bir sıfatla giriyor: Avrupa Kültür Başkenti. İstanbul&#8217;u tüm dünyaya tanıtmaya, yeniden keşfedilmesini sağlamaya çabalıyoruz. Bütün projelerimizi, bunun için hazırlıyoruz. İstanbul, Avrupa ile Asya&#8217;yı birleştiren kutsal bir mühürdür. Şimdi bu mührü, her yere duyurma zamanı… Şimdi İstanbul&#8217;u yeniden keşfetmenin zamanı… Şimdi İstanbul&#8217;u izlemenin zamanı… Şimdi İstanbul zamanı&#8230;”</span><br />
<span class="icerik"><strong>“İstanbul Büyüsü” izleyenleri büyüledi…</strong></span><br />
<span class="icerik">Yekta Kara’nın 16 Ocak için özel olarak tasarladığı ve sanat yönetmenliğini üstlendiği &#8220;İstanbul Büyüsü&#8221; adını verdiği adeta bir sanat şöleni niteliğini taşıyan özel performans açılış konuşmalarının ardından sahnelendi. 65 dakika boyunca, sanatın farklı dallarından 303 sanatçının sahnede yer aldığı gösteri; müzik, dans, şiir, İstanbul’a özgü ses ve görüntülerle, İstanbul’un sahip olduğu çok katmanlı derin kültürel mirası, şehrin enerjisini ve ilham kaynaklarını gözler önüne serdi.</span><br />
<span class="icerik">Cüneyt Türel’in, &#8220;İstanbul’u Dinliyorum&#8221; şiir performansı ile başlayan gösteride, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Devlet Opera Korosu, MFÖ, Devlet Balesi, Sertab Erener, Bekir Ünlüataer, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Sefarad Sinagog İlahileri Korosu, Kevork Tavityan, Kubat, Zuhal Olcay, Silivri Halk Oyunları Topluluğu, Aynur, Yetkin Dikinciler, Fatih Erkoç, Dilek Türkan, İncesaz, Yarkın Perküsyon Grubu ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Çocuk Korosu sahne alarak çeşitli performanslar sergiledi.</span><br />
<span class="icerik">Sanatçıların tüm performanslarına Orkestra Şefi Naci Özgüç yönetimindeki 100 kişilik İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşlik ederken, Gökçen Koray&#8217;ın koro şefliğini üstlendiği gösterideki dansların koreografisini Aysun Aslan yaptı.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/2010-avrupa-kultur-baskenti-istanbul/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Netbook da Nesi?</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/netbook-da-nesi</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/netbook-da-nesi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 21:43:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=554</guid>
		<description><![CDATA[Bilgisayarın geleceği netbook’ların nereden çıktığını, hayatımıza birden nasıl bu kadar hızla giriverdiğini ve gelecekte neler olabileceğini tartışıyoruz.
Her şey, One Laptop per Child ile başladı. Üçüncü dünya ülkelerindeki çocuklar için 100 dolara satılması planlanan (sonuçta fiyatı 199 dolar oldu) bu ucuz makineleri, Tayvanlı Quanta üretiyordu (şu anda kullandığınız bilgisayarın içindeki birkaç parçayı Quanta’nın yapmış olma ihtimali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="articletext"><strong><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/mart/teknoloji/netbook_01.jpg" border="0" alt="Netbook da nesi?" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" /></strong>Bilgisayarın geleceği netbook’ların nereden çıktığını, hayatımıza birden nasıl bu kadar hızla giriverdiğini ve gelecekte neler olabileceğini tartışıyoruz.</span></p>
<p><span class="articletext">Her şey, One Laptop per Child ile başladı. Üçüncü dünya ülkelerindeki çocuklar için 100 dolara satılması planlanan (sonuçta fiyatı 199 dolar oldu) bu ucuz makineleri, Tayvanlı Quanta üretiyordu (şu anda kullandığınız bilgisayarın içindeki birkaç parçayı Quanta’nın yapmış olma ihtimali çok büyük). Quanta’nın en büyük rakibi Asustek, Quanta’nın bu teknolojiyi ticari olarak piyasaya sürmesini beklemeden bir hamle yaptı ve kendi ucuz dizüstü bilgisayarını tasarlamaya başladı.<span id="more-554"></span></span></p>
<p><span class="subheading">İlk ticari netbook tasarlandı</span></p>
<p><span class="articletext">Ucuz olması için döner parçalı sabit disk yerine solid state hafıza (USB flash disklerimizdekinden) ve işletim sistemi olarak da ücretsiz Linux kullanıldı. DVD sürücüsü yoktu. Zaten buna gerek de yoktu; Asus, bu yeni bilgisayarın Photosop çalıştırmak için değil, sadece sörf yapıp maillere bakmak için tasarlandığını söylüyordu. Müşterilerin de, 1000 dolarlık bir dizüstü bilgisayarı alamayan gençler ve Çin’deki, Hindistan’daki orta sınıf olacağını düşünüyordu. A4 kağıdından küçük, ağırlığı da bir kilonun altında ilk netbook Eee PC, işte böyle doğdu.</span></p>
<p><span class="articletext">Bundan sonrası, tamamen Asus’un beklentileri dışında gelişti. 2007’de çıkan alet, ilk üç ayında 350,000 sattı. Müşteriler, Çin’deki dar gelirli vatandaş değil, kocaman dizüstü bilgisayarını taşımaktan bıkmış, çantalarına atıverilecek, Facebook’a bakmak için şıp diye açılıverilecek bir bilgisayar arayan teknoloji meraklılarıydı. Pazardaki potansiyel müşteriyi gören büyük markalar, hemen çalışmaya başladı. 2008’in ortalarında, sektöre 400 dolarlık netbook piyasası şeklinde bir kavram girmişti.</span></p>
<p><span class="subheading">Netbook’lar, işleri nasıl değiştirdi?</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/mart/teknoloji/netbook_02.jpg" border="0" alt="Netbook da nesi?" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="left" />2008’in sonuna kadar, Asus 5, diğer markalar toplam 10 milyon netbook sattı. Özellikle Avrupa’da, Amerika’ya göre yedi kat daha fazla satıldı. Şimdiye dek müşterinin hep daha da hızlı işlemciler, grafik kartları beklediğini düşünen firmalar, aslında ne kadar yanıldıklarını gördüler, sektörde ilk kez donanım gücü daha düşük ürünlerin daha iyi sattığı görüldü.</span></p>
<p><span class="articletext">Kullanıcı tarafındaki büyük değişiklik ise, masaüstünde sadece bir Firefox ya da Internet Explorer simgesi bulunan bir bilgisayarla, işlerin %90’ının nasıl gördüldüğünün keşfedilmesiydi. Twitter’dan blog yazılırken Meebo ile Messenger, Gtalk kullanılabiliyor, Last.fm’de müzik dinlerken Google Docs’ta yazı yazılabiliyordu. Sadece tatil fotoğraflarını düzenlemek için kullanılan Photoshop’un yerini ise Picnik almıştı. Buna cloud computing deniyordu, artık ihtiyacımız olan her şey online.</span></p>
<p><span class="text"><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/mart/teknoloji/netbook_03.jpg" border="0" alt="Netbook da nesi?" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" />Şimdiye dek “ya kısa film çekip kurgularsam”, “ya bilgisayarda Blu-ray izlersem” diye kova kova para saçtığımız bilgisayarların gereksizliğini anladık. İşin özeti şuydu, bunları yapmıyorduk, o halde “ya yaparsak” diye fazla para verip güçlü makineler almanın da bir anlamı yoktu. Netbook’lar, beş yıl önceki laptop’lar hızında çalışıyor. Görünüyor ki, beş yıl öncenin hızları da yetermiş. Bugün sıradan bir dizsütü; Intel Core 2 Duo işlemci, 1 GB RAM, 80 GB sabit disk, 15 inç ekran, Windows Vista ve minimum 1000 dolarlık etiket ile gelirken, netbook’lar Intel Atom işlemci, 512 MB RAM, 4 BG solid state disk, 8,9 inç ekran, Linux Ubuntu işletim sistemi ve 300 dolarlık etiket ile geliyor.</span></span></p>
<p><span class="subheading">Neler olacak?</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/mart/teknoloji/netbook_04.jpg" border="0" alt="Netbook da nesi?" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="left" />One Laptop per Child’ın arkasındaki isim Mary Lou Jepsen, “Eğer her şey online yapılmaya başlanacaksa, neden anakart yerine 25 dolarlık bir radyo çipi kullanılmasın?” diyor. Cloud computing konusu, fantezi olmaktan çıkmak üzere. AMD, en düşük işlemcilerin bile en hayvani oyunları oynamasını sağlayan bir 3D grafik server’ı üzerinde çalışıyor. Crysis oynamak için 600 dolarlık bir ekran kartına gerek olmadığını, en basit netbook’ta bile hızla çalıştığını düşünün. 3G erişimi için sim kartları ile satılan netbook’lar da gelmek üzere.</span></p>
<p><span class="articletext">Netbook, bilgisayarın geleceği. Metroda iki ders notu okumak isteyen öğrenciden kafede maillerine bakmak isteyen avukata kadar, netbook herkesi domine edecek. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/netbook-da-nesi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Sanat Medyumu Olarak Tipografi</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/bir-sanat-medyumu-olarak-tipografi</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/bir-sanat-medyumu-olarak-tipografi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 21:41:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=552</guid>
		<description><![CDATA[Fontlar ve tipografi ile her gün karşılaşıyoruz, gazetede, televizyonda, reklamlarda, internette… Her gün karşılaştığımız bir şeyi sanat olarak düşünmenin zor olduğunu biliyoruz.
Tipografi, makine temelli baskı tekniği ortaya çıktıktan sonra gelişen, uygun fontları seçerek, boşlukları ayarlayarak uygulanan teknik. Yazı tipini, font büyüklüğünü, satır uzunluğunu, aralığını değiştirebilirsiniz, amaç okunabilirliği artırmaktır.
Başlıkları tırnaksız (sheriff), yazının gövdesini ise tırnaklı fontlarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="articletext"><strong><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/haziran/kultur_sanat/bir_sanat_medyumu_01.jpg" border="0" alt="Bir sanat medyumu olarak tipgrafi" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" />Fontlar ve tipografi ile her gün karşılaşıyoruz, gazetede, televizyonda, reklamlarda, internette… Her gün karşılaştığımız bir şeyi sanat olarak düşünmenin zor olduğunu biliyoruz.</strong></span></p>
<p><span class="articletext">Tipografi, makine temelli baskı tekniği ortaya çıktıktan sonra gelişen, uygun fontları seçerek, boşlukları ayarlayarak uygulanan teknik. Yazı tipini, font büyüklüğünü, satır uzunluğunu, aralığını değiştirebilirsiniz, amaç okunabilirliği artırmaktır.<span id="more-552"></span></span></p>
<p><span class="articletext">Başlıkları tırnaksız (sheriff), yazının gövdesini ise tırnaklı fontlarla yazmak, küçük kullanacaksanız pixel font seçmek gibi püf noktaları, yazılan yazıyı daha okunabilir kılar.</span></p>
<p><span class="subheading">Ya amaç okunurluğu artırmak değilse?</span></p>
<p><span class="articletext">Ya amaç görsel iletişimse? Tipografi, aslında bir taraftan bilim, bir taraftan da sanat. Bilim diye ele alınabilir çünkü bitmek bilmeyen parametrelere sahip. Örneğin karakterlerin arasındaki boşlukları ayarlama anlamına gelen kerning, İngilizce’de ayrı, Türkçe’de ayrı oranlara sahip. Font tasarlarken eğrilerin yarıçaplarını, tepe noktalarının gövdenin kalınlığa oranlarını hesaplamak, optik boyutu hesaba katmak gerekli. Nereden baksanız matematiksel denklemler yani.</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/haziran/kultur_sanat/bir_sanat_medyumu_02.jpg" border="0" alt="Bir sanat medyumu olarak tipgrafi" hspace="10" vspace="2" align="left" />Tipografikerler, sanat yönetmenleri, grafik sanatçıları, artık tipografiyi sadece görsel öğeleri destekleyen bir yardımcı olarak değil, görsel öğenin ta kendisi olarak kullanıyor. Kelimeleri ve karakterleri daha çekici göstermenin yollarını buluyor. İşte bu noktada tipografi görsel analiz yeteneğine sahip gözlerde sanat haline geliyor. Buna belki de illüstratif tipografi demeliyiz.</span></p>
<p><span class="articletext">Tipografi ile yapılan denemeler, ortaya güçlü tasarımlar çıkarabilir. Kaligrafi geleneği olan bir toplum olarak bunu biz iyi biliyoruz. Tasarımın bu alanında uzman olabilmek için uzun süre egzersiz yapmak ve estetik görüş açısını geliştirmek için görsel sanatları yakından takip etmek gerekiyor.</span></p>
<p><span class="articletext">İyi bir tipografiker olmak için ilk kural, yapılan işin nasıl doğru olacağını değil, nasıl doğru görüneceğini bilmek. Sonuçta elinizdeki medyum farklı olsa da ortaya çıkaracağınız işin de bir kompozisyonu var.</span></p>
<p><span class="subheading"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/haziran/kultur_sanat/bir_sanat_medyumu_03.jpg" border="0" alt="Bir sanat medyumu olarak tipografi" hspace="10" vspace="2" width="175" height="225" align="right" />3D tipografi</span></p>
<p><span class="articletext">Arka plan tasarımlarının önüne üç boyutlu objeler olarak yerleştirilen yazı tipleriyle oluşturulan kompozisyonlara 3D tipografi deniyor. Hızla popüler olmaya başladı çünkü çok daha eğlenceli işler yapmaya uygun bir disiplin. Tasarımcılar arasında henüz 3D tipografinin gerçek bir sanat olup olmadığı tartışılıyor. Genellikle 3D yazılımları kullanılarak yaratılan harfler, daha sonra grafik programları ile birleştiriliyor. En çok tercih edilen kombinasyon, Xara 3D ve Photoshop.</span></p>
<p><span class="articletext">Karakterlerin asıl yüzleri, çeşitli kaplamalar için uygun birer kanvas olduğundan da ortaya çok dinamik işler çıkabiliyor. 3D tipografi için dijital tipografi dendiği de oluyor. Nik Ainley, bu işin piri kabul ediliyor.</span></p>
<p><span class="subheading">Kinetik tipografi</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/haziran/kultur_sanat/bir_sanat_medyumu_04.jpg" border="0" alt="Bir sanat medyumu olarak tipografi" hspace="10" vspace="10" width="175" height="225" align="left" />Dijital tipografinin bir adım ötesi de kinetik tipografi ya da diğer adıyla hareketli tipografi. Motion typography ve animated text de sıklıkla kullanılan tabirler. Bu disipline, web, müzik videoları, reklamlar ve film jeneriklerinden alışkın olmalısınız. Kabaca, uçan kaçan yazıların oluşturduğu videolar bunlar.</span></p>
<p><span class="articletext">Tabii tesadüfi yönlere kaçmıyorlar. Belli bir fikir veya duyguyu vurgulamak için uçuşuyorlar. Normalde statik tipografiye, dış ses ve görüntüler ile duygu kazandırılırken kinetik tipografide bu duygu hareketle veriliyor. Araştırmalar, kinetik tipografi ile iletilen mesajın, izleyicinin algısına statik tipografiye göre daha iyi yerleştiğini gösteriyor. İşin ilginci, kinetik tipografinin ilk örneğine Alfred Hitchcock filmi &#8220;North By Nortwest&#8221;in jeneriğinde rastlanması.</span></p>
<p><span class="articletext">Kinetik tipografi için genellikle Flash ve After Effects kullanılıyor. Hevesli okuyucular, Carnegie Mellon Üniversitesi’nin kinetik tipografi motorunu da deneyebilirler.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/bir-sanat-medyumu-olarak-tipografi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook eriyor mu?</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/facebook-eriyor-mu</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/facebook-eriyor-mu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 21:35:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[
Önlemez yükselişin sonu hüsranla mı bitecek? İşte kötü sonu işaret eden araştırma sonuçları&#8230;
Danışmanlık firması &#8221; iStrategyLabs&#8221;ın yaptığı açıklamaya Facebook, genç kullanıcılarını kaybediyor. Araştırmaya göre geçtiğimiz altı ay içinde sosyal network ilköğretim öğrencisi ve üniversite öğrencisi kategorilerinde sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 20 oranında kullanıcı kaybetti.

Fakat araştırmanın verilerine göre 55 yaş ve üzeri kişilerin sayısında yüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.medyaline.com/haberresim/facebook.jpg" alt="" width="404" height="303" /></p>
<p>Önlemez yükselişin sonu hüsranla mı bitecek? İşte kötü sonu işaret eden araştırma sonuçları&#8230;<span id="more-549"></span></p>
<p>Danışmanlık firması &#8221; iStrategyLabs&#8221;ın yaptığı açıklamaya Facebook, genç kullanıcılarını kaybediyor. Araştırmaya göre geçtiğimiz altı ay içinde sosyal network ilköğretim öğrencisi ve üniversite öğrencisi kategorilerinde sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 20 oranında kullanıcı kaybetti.</p>
<div id="divAdnetKeyword">
<p>Fakat araştırmanın verilerine göre 55 yaş ve üzeri kişilerin sayısında yüzde 500 gibi muazzam bir artış olmuş. Sayılar Facebook&#8217;un reklam ortaklarının sunduğu istatistiklerden elde edildi.</p>
<p>Yalnız; sonuçlar diğer değerlerle çatışıyor. İş alanında &#8220;ilkokul öğrencisi&#8221; veya &#8220;üniversite öğrencisi&#8221; bilgisini verenlerin sayısında düşüş mevcut; lâkin aynı süre içinde 17 yaş altı ve 18 - 24 yaş arası kullanıcıların sayısı sırasıyla yüzde 24 ve yüzde 5 arttı.</p>
<p>Facebook, reklam ortaklarının bu sayıları kabaca hesapladığını bildirerek araştırmaya tepki gösterdi. Topluluk içi bir araştırma yapılarak bu hesaplamalara bir kesinlik kazandırılacağı bildirildi.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/facebook-eriyor-mu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Müthiş Hata! yada Kampanya!</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/dellden-muthis-kampanya-yada-hata</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/dellden-muthis-kampanya-yada-hata#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 17:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=546</guid>
		<description><![CDATA[
Tanesi 150 dolar olan 140.000 monitörü &#8220;kazayla&#8221; 15 dolara satan PC devi hangisi? Şimdi ne olacak?
Tanesi 150 dolardan, toplam 21 milyon dolar değerindeki 140.000 adet 19 inç LCD monitör, online bir fiyatlandırma hatası sonucunda, tanesi 15 dolardan, toplam 2 milyon dolara satıldı. İşin aksi yanı hata dinlemeyen Tüketiciyi Koruma Komisyonu&#8217;nun Dell&#8217;e monitörler için bastırması, halden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/4551/8334551.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p>Tanesi 150 dolar olan 140.000 monitörü &#8220;kazayla&#8221; 15 dolara satan PC devi hangisi? Şimdi ne olacak?<span id="more-546"></span></p>
<p>Tanesi 150 dolardan, toplam 21 milyon dolar değerindeki 140.000 adet 19 inç LCD monitör, online bir fiyatlandırma hatası sonucunda, tanesi 15 dolardan, toplam 2 milyon dolara satıldı. İşin aksi yanı hata dinlemeyen Tüketiciyi Koruma Komisyonu&#8217;nun Dell&#8217;e monitörler için bastırması, halden hiç anlamaması.</p>
<p>Dell, fiyatları düzeltene kadar geçen 8 saat içerisinde, müthiş fiyatın haberi inanılmaz bir hızla yayılarak 26.000 müşterinin 140.000 sipariş vermesine sebep oldu. Bu rakamların kaynağının Tayvan Tüketiciyi Koruma Komisyonu olduğunu belirtmekte de fayda var.</p>
<p>Tayvanlı yetkililer, bu fiyat üzerinden sipariş veren herkese, en az bir monitörün aynı fiyattan satılmaması halinde, tüketicilerin mağdur edilmemesi için dava açacaklarını belirttiler. Dell ise özür diledi ve hatayı bir şekilde telafi edeceğini bildirdi. 26.000 kişiye 15 dolardan monitörleri verecek mi? Çok zor, ancak gönül almak için büyük indirimler sunacağı kesin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/dellden-muthis-kampanya-yada-hata/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yalın - Ben Bugün 2009 Full Albüm</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/yalin-ben-bugun-2009-full-album</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/yalin-ben-bugun-2009-full-album#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 15:07:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<category><![CDATA[yalın 2009 full albüm download]]></category>

		<category><![CDATA[yalın 2009 no rapid]]></category>

		<category><![CDATA[yalın ben bugün 2009 full albüm indir]]></category>

		<category><![CDATA[yalın ben bugün download]]></category>

		<category><![CDATA[yalın ben bugün full albüm indir]]></category>

		<category><![CDATA[yalın ben bugün full albüm no rapid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[ 

Yalın - Ben Bugün 2009

1-Başka Hayatların Kadını
2-Uzaktan Dünyalı
3-Nerden Nereye
4-Nezaketten
5-İki Kişi
6-Ah Be Kardeşim
7-Ask İstiyoruz
8-Ki Sen
9-Bit Pazarı
10-Terazi
11-Duyulurum
12-Bir Tek Sen Eksiksin
Yalın’ın merakla beklenen yeni albümü Ben Bugün 14 Mayıs 2009 çıkıyor.
Yalınıntüm sevenleriyle buluşacak albümünde eski albümlerinde olduğu gibi Yalın imzalı 12 parçadan oluşuyor.
Tanıtım Amaçlıdır.Download Linki Yoktur!
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="alignnone" src="http://img228.imageshack.us/img228/9299/yaln.png" alt="" width="400" height="400" /></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Yalın - Ben Bugün 2009<span id="more-526"></span><br />
</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>1-Başka Hayatların Kadını<br />
2-Uzaktan Dünyalı<br />
3-Nerden Nereye<br />
4-Nezaketten<br />
5-İki Kişi<br />
6-Ah Be Kardeşim<br />
7-Ask İstiyoruz<br />
8-Ki Sen<br />
9-Bit Pazarı<br />
10-Terazi<br />
11-Duyulurum<br />
12-Bir Tek Sen Eksiksin</strong></p>
<p>Yalın’ın merakla beklenen yeni albümü Ben Bugün 14 Mayıs 2009 çıkıyor.<br />
Yalınıntüm sevenleriyle buluşacak albümünde eski albümlerinde olduğu gibi Yalın imzalı 12 parçadan oluşuyor.</p>
<p><strong>Tanıtım Amaçlıdır.Download Linki Yoktur!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/yalin-ben-bugun-2009-full-album/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sudan Bir Konu</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/sudan-bir-konu</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/sudan-bir-konu#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 12:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=519</guid>
		<description><![CDATA[ 
Ekonomide temel bir varsayım vardır, buna göre “kaynaklar  sınırlı, insan ihtiyaçları ise sınırsızdır”. Bu nedenle kaynakları verimli  kullanmamız gerekir. En önemli insan ihtiyacının ne olduğunu düşünürsek,  herhalde ilk aklımıza gelen şey su olur.
Bulmacalarda bolca karşımıza çıkan bir soru vardır.  Cevabı “su” olan soru şöyledir: Başlıca içeceğimiz nedir? Hayatımızdaki pek çok  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span class="articletext"><strong><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/yasam/kizilirmak_once_sonra.jpg" border="0" alt="Sudan Bir Konu" hspace="10" vspace="2" width="225" height="300" align="right" /><span style="font-weight: normal;">Ekonomide temel bir varsayım vardır, buna göre “kaynaklar  sınırlı, insan ihtiyaçları ise sınırsızdır”. Bu nedenle kaynakları verimli  kullanmamız gerekir. En önemli insan ihtiyacının ne olduğunu düşünürsek,  herhalde ilk aklımıza gelen şey su olur.</span></strong></span></p>
<p><span class="articletext">Bulmacalarda bolca karşımıza çıkan bir soru vardır.  Cevabı “su” olan soru şöyledir: Başlıca içeceğimiz nedir? Hayatımızdaki pek çok  şeyi başka bir şeyle ikame edebiliriz; ama suyun yerini alabilecek başka bir  madde yoktur. Su yalnızca insanlar için değil, bütün canlılar için de en önemli  doğal kaynaklardan biridir.<span id="more-519"></span><br />
</span></p>
<p><span class="articletext">Su kendi kendini yenileyebilen bir kaynak olmasına  rağmen sürekli artan nüfus, iklim değişikliği, çevre kirliliği, su  kullanımındaki israf gibi nedenlerle dünya bir su krizi yaşıyor. Su kaynakları  hem miktar hem de kalite yönünden pek çok ciddi sorunla karşı  karşıya.</span></p>
<p><span class="articletext">Dünyadaki toplam suyun %97’sini tuzlu su kaynakları  oluşturuyor. İnsanların su ihtiyacını karşılamakta kullanılabilecek olan %3’lük  tatlı su kaynaklarının büyük bir bölümü ise buz ve buzullardan ibaret. Bu  kaynakları da elediğimizde insanların dünyadaki su kaynaklarının %1’inden daha  azını kullanabilir durumda olduklarını görüyoruz. Yani dünyadaki tatlı su  miktarı gerçekten çok sınırlı. Bu kısıtlı su kaynaklarına rağmen dünyadaki su  tüketimi günden güne artıyor. 1940 yılında dünyadaki toplam su tüketimi yılda  yaklaşık 1000 kilometreküp iken, günümüzde bu oran 5000 kilometreküpe yaklaşmış  durumda.</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" />Bugün 1,4 milyar insan, yani dünya nüfusunun %20’si yeterli içme  suyundan yoksun halde yaşıyor.</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">2,3 milyar kişi ise sağlıklı su  bulmakta zorlanıyor.</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Her gün 35.000 insan susuzluktan  kaynaklanan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor.</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Her yıl 2 milyon çocuk temiz su ve  tuvalete sahip olmadığından ölüyor.</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Tahminlere göre 2025 yılında 3  milyardan fazla insan, 2050 yılında ise 4 milyara yakın insan susuzluk  çekecek.</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" />Hatta bazı uzmanlar 15 yıl kadar sonra tarımsal üretimde kullanmakta  bile su sıkıntısı çekeceğimizden dünyada ciddi bir gıda sorununun da  başlayabileceğini belirtiyor.</span></p>
<p><span class="articletext"><span class="subheading"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/yasam/seyfe_golu_once_sonra.jpg" border="0" alt="Sudan Bir Konu" hspace="10" vspace="2" width="225" height="300" align="right" />Türkiye su fakiri oluyor</span></p>
<p><span class="articletext">Ülkeleri su varlıklarına göre sınıflandırdığımızda,  yılda kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten az  olan ülkeler “su fakiri”, 1000 - 3000 metreküp arasında olan ülkeler “su  sıkıntısı çeken”, 3000 - 10.000 metreküp arasında olan ülkeler “yeterli suyu  olan”, 10.000 metreküpten fazla olan ülkeler ise “su zengini” ülkeler olarak  kabul ediliyor.</span></p>
<p><span class="articletext">Türkiye’de bundan 20 yıl önce kişi başına düşen su  miktarı 4000 metreküp civarındaydı. Yani ülkemiz “yeterli suyu olan” ülkeler  kapsamına giriyordu. Bugün ise bu miktar 1430 metreküpe düştü. Bu da demek  oluyor ki, Türkiye artık su sıkıntısı çeken bir ülke. Üstelik 20 yıl sonra bu  miktarın 1000 metreküpün de altına düşmesi bekleniyor. Demek ki kısa bir süre  sonra su fakiri ülkeler arasına girmemiz işten bile değil.</span></p>
<p><span class="articletext">Türkiye son 40 yılda sulak alanlarının yarısını  kaybetti. Amik Gölü, Avlan Gölü, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış ve  Eşmekaya sazlıkları tamamen kurudu. Beyşehir Gölü, Tuz Gölü, Akşehir-Eber  Gölleri, Bafa Gölü, Eğirdir Gölü, Manyas Gölü, Kulu Gölü, Sultansazlığı ve daha  pek çok sulak alan ise giderek kuruyor ve kirleniyor. Ülkemizin yer altı suları  da hızla tükenmekte. Her sene yer altı su seviyesi 1-2 metre kadar  düşüyor.</span></p>
<p><span class="subheading">Suyu nasıl kullanıyoruz?</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/yasam/manyas_once_sonra.jpg" border="0" alt="Sudan Bir Konu" hspace="10" vspace="2" width="225" height="300" align="left" />Ülkemizde su kullanımının %72’si tarımsal, %18’i evsel ve  %10’u da endüstriyel kullanımdır. Tarımsal sulamanın %90’a yakın bir kısmı vahşi  sulama adı verilen geleneksel yöntemle yapılıyor ve bu da büyük bir su israfına  yol açıyor. Üstelik bu sulama yönteminde alınan verim de düşük. Tarımda mutlaka  modern sulama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor.</span></p>
<p><span class="articletext">Endüstriyel su kullanımında ise en önemli konu  arıtma. Bir litrelik arıtılmamış atık su tam sekiz litre tatlı suyu kirletiyor.  Böylelikle su kirliliğinin önü alınamıyor ve kirlilik sürekli artıyor.  Endüstriyel işletmelerin yalnızca %10’u arıtma tesisine sahip. Endüstrinin  ürettiği zehirli ve ağır metalar içeren atık suların sadece %22’si arıtılıyor,  %78’i ise arıtılmadan göl, ırmak ve denizlere bırakılıyor. Ülkemizde bulunan  3215 belediye arasında ise yalnızca 141’inin kanalizasyon sistemi var, bunun da  sadece 43 tanesinde arıtma tesisi bulunuyor. Yani kanalizasyon sularının %99’a  yakın bir kısmı hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere akıyor. Bu durum  sularımızın hızla kirlenmesine sebep oluyor. Şüphesiz bu konularda hükümetlere  büyük görevler düşüyor. Fakat evsel su kullanımlarımıza baktığımızda da durumun  çok farklı olmadığını görüyoruz.</span></p>
<p><span class="articletext">Evimizde kullandığımız suyun %40’ını boşa akıtıyoruz.  Yani her 5 litre suyun 2 litresi israf oluyor. Aslında bu israfı önlememiz çok  kolay. Örneğin; meyve-sebze yıkarken musluğu açık bırakmazsak yılda 16 ton,  dişlerimizi fırçalarken suyu kapatırsak 48 ton, duş süremizi kısaltırsak 18 ton,  sifonu gereksiz kullanmazsak 16 ton, bulaşıklarımızı makinede ve tam kapasiteyle  yıkarsak 40 ton su tasarrufunda bulunabiliriz. Bunların dışında başka pek çok  yolla da bireysel kullanımlarımızda su tasarrufu yapabilir, ülkemizin su fakiri  bir ülke haline gelmesini önlemek için elimizden gelen çabayı  gösterebiliriz.</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/yasam/menderes_once_sonra.jpg" border="0" alt="Sudan Bir Konu" hspace="10" vspace="2" width="225" height="300" align="right" /></p>
<p><span class="subheading">Neler yapalım?</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Evde kullandığımız temizlik  maddeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışıp su kaynaklarını  kirlettiğinden, içinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik  maddelerini kullanalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Dişlerimizi fırçalarken, tıraş  olurken ya da bulaşık yıkarken musluğu açık bırakmayalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Sifon çekildiğinde suyu renklendirsin  ve temizlesin diye klozetlere asılan maddeler kanalizasyona karışıp kirliliğe  sebep olduğundan bunları kullanmayalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp  çözünmesini sağlayan yararlı bakterileri de öldürdüğünden çamaşır suyunu  olabildiğince az kullanalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Akan tesisatlarımızı onaralım,</span> </p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin  temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Bahçe sulamak için buharlaşmanın en  az olduğu sabah veya akşam saatlerini tercih edelim,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Araba yıkarken hortum yerine kova ve  sünger kullanalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Daha az su tüketen duş başlıkları  kullanalım,</span></p>
<p><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/bullet_gray.gif" border="0" alt="" width="11" height="11" /><span class="articletext">Suyu kireç ve bakterilerden arındıran  filtreler kullanalım.</span></p>
<p><span class="articletext">Unutmayalım ki suyu boşa harcama gibi bir lüksümüz  yok. Hem kendimizin hem de çocuklarımızın susuz kalmasını istemiyorsak, çok geç  olmadan buna yönelik önlemlerimizi almalıyız. Daha önce de söylediğimiz gibi su,  yenilenebilir bir kaynak. Yani suyu düzgün ve verimli kullanırsak doğa bizi  susuz bırakmaz. Bunun yolu da doğayla uyum içerisinde yaşayabilmeyi öğrenmekten  geçiyor.</span></p>
<p></span></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/sudan-bir-konu/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Twitter: Blog ve RSS</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/twitter-blog-ve-rss</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/twitter-blog-ve-rss#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 11:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=495</guid>
		<description><![CDATA[ 
Twitter, nefis bir microblogging ve iletişim aracı. Peki  arkadaşlarınla saniyelik geyikler yapmak dışında Twitter’ı RSS olarak  kullanabileceğin de aklına gelmiş miydi?
RSS, yani Really Simple Syndication, yani sevdiğiniz  tüm siteleri özel feed adresleri ile tek bir çatı altından takip etmenizi  sağlayan o mucizevi sistemi kullanıyor musun? Doğru kullanıcılara üye olarak Twitter’ı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span class="articletext"><strong><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/mart/teknoloji/twitter_01.jpg" border="0" alt="Twitter: Tembeller için blog ve RSS" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" /><span style="font-weight: normal;">Twitter, nefis bir microblogging ve iletişim aracı. Peki  arkadaşlarınla saniyelik geyikler yapmak dışında Twitter’ı RSS olarak  kullanabileceğin de aklına gelmiş miydi?</span></strong></span></p>
<p><span class="articletext"><strong>RSS, yani Really Simple Syndication, yani sevdiğiniz  tüm siteleri özel feed adresleri ile tek bir çatı altından takip etmenizi  sağlayan o mucizevi sistemi kullanıyor musun? Doğru kullanıcılara üye olarak Twitter’ı da  harika (üstelik daha da pratik) bir RSS okuyucusu olarak  kullanabilirsin. </strong><span id="more-495"></span></span></p>
<p><span class="articletext">Mesela teknolojiye ve internete meraklısın diyelim.  Wired’ın Twitter  hesabını takip etmeye başladığında, sitede yapılan tüm güncellemelerden seni  haberdar etmeye başlayacak. Böyle RSS okuyucundan çok daha hızlı takip  edebileceksin. Çünkü RSS okuyucunda, bir yazıyı beğenmediğinde tümünü aşağı  kadar scroll edip diğer yazıya ulaşırken, Twitter’da sadece başlıklara  bakabileceksin. Yaşasın Twitter’ın 140 karakter sınırı!</span></p>
<p><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/mart/teknoloji/twitter_02.jpg" border="0" alt="Twitter: Tembeller için blog ve RSS" hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="left" />Twitter’da, yavaş internet zamanlarında insanı canından  bezdiren büyük grafikler ve video reklamlar da yok. Alın size RSS’e göre bir  avantajı daha. Tüm güncellemeleri tek sayfada görebilme avantajı da, sitelerin  RSS feed’lerine tek tek tıklama derdine çare.</span></p>
<p><span class="articletext">Diyelim ki güncel haberler ve eğlenceli linkler takip  etmek istiyorsun. Digg’in, her bölümü için ayrı Twitter hesapları var.  Böylece sadece bilgisayar oyunları ve absürd haberlerle ilgileniyorsan, sadece  bu feed’leri takip etmeye başlayabilirsin. Böylece takip ettiğin bazı kalabalık  hesapları unfollow etmeye başlayabilir, Digg’i de bir filtre gibi  kullanabilirsin.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/twitter-blog-ve-rss/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Laptop Alırken&#8230;</title>
		<link>http://www.akifdemir.com/laptop-alirken</link>
		<comments>http://www.akifdemir.com/laptop-alirken#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 May 2009 11:40:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.akifdemir.com/?p=491</guid>
		<description><![CDATA[ 
İlk &#8220;laptop  alırken&#8221; yazımız üzerinden geçen zaman içinde mevsimler değişti, rasta saç  modası geçti, iki Spider-Man filmi daha çekildi. Yenilemenin zamanıdır. Peki,  bilgisayarınızı yenilemenin zamanı mıdır?
Bugün yeni bir notebook alsanız, nelere dikkat  etmelisiniz? Ufak bir not; işlemci, ekran kartı, RAM gibi bileşenlerin hızı  sürekli arttığı için bu konulara girmiyoruz.

Hala beklediklerimiz
Öncelikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong><span class="articletext"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/teknoloji/notebook_alirken_02.jpg" border="0" alt="Notebook alırken..." hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" /><span style="font-weight: normal;">İlk &#8220;laptop  alırken&#8221; yazımız üzerinden geçen zaman içinde mevsimler değişti, rasta saç  modası geçti, iki Spider-Man filmi daha çekildi. Yenilemenin zamanıdır. Peki,  bilgisayarınızı yenilemenin zamanı mıdır?</span></span></strong></p>
<p><span class="articletext">Bugün yeni bir notebook alsanız, nelere dikkat  etmelisiniz? Ufak bir not; işlemci, ekran kartı, RAM gibi bileşenlerin hızı  sürekli arttığı için bu konulara girmiyoruz.<span id="more-491"></span><br />
</span></p>
<p><span class="subheading">Hala beklediklerimiz</span></p>
<p><span class="articletext">Öncelikle şimdiye kadar beklediğimiz ama hala hayata  geçmeyen teknolojilerden bahsedelim. Hala dokunmatik ekranlı notebook’lar yok.  Tablet bilgisayarlarda kullanılan rezistif ekran teknolojisinin önüne  geçilemedi. Rezistif ekran, bugün dokunmatik telefonların çoğunda kullanılan ve  hala tam anlamıyla mutlu etmeyen sistem. Apple’ın kapasitif ekranlı bir notebook  üzerinde çalıştığını biliyoruz. Kapasitif ekran, iPhone’da kullanılan ve çok  daha başarılı olan teknoloji.</span></p>
<p><span class="articletext">Hala sabit disk kapasiteleri çok ufak, ortalama  modeller 120-160 GB arasında gidiyor. Yakınlarda da artacak gibi görünmüyor. Siz  en iyisi, satın almadan önce bu konuyu dert etmeyin, nasıl olsa harici USB sabit  disk’iniz ya zaten var ya da bugün yarın alacaksınız.</span></p>
<p><span class="subheading"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/teknoloji/notebook_alirken_03.jpg" border="0" alt="Notebook alırken..." hspace="10" vspace="2" align="left" />Ağırlık:</span></p>
<p><span class="articletext">Fiyatları giderek uygun hale inmeye başlayan  modellerin iki problemi var, kocamanlar (taşınamıyorlar) ve ağırlar  (taşınamıyorlar işte). 15 inçlik, 1000 dolar altı makineler, üç kiloya yaklaşan  ağırlıkları ile bel kırıyor. Alternatifleri, maksimum 12 inçlik, 500 dolar  civarı fiyatları ve maksimum 1, 2 kilo ağırlıkları ile şipşirin netbook’lar.  Yani bir seçim yapmak zorundasınız, performans ve ezik bir bel veya oyun  oynanamayan ama çantaya girebilen bir makine. İkisinin arası ise, bu yazının  yazıldığı 13, 3 inçlik makine.</span></p>
<p><span class="articletext"><span class="subheading"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/teknoloji/notebook_alirken_05.jpg" border="0" alt="Notebook alırken..." hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="right" />Ekran:</span></span></p>
<p><span class="articletext">Artık aynı konfigürasyonla mat ya da parlak ekran  seçme şansımız var. Parlak ekranlar (lümen olarak değil, yüzey olarak bir  parlaklıktan bahsediyoruz) daha canlıdır, renk derinliği ve doygunluğu fazladır  ancak ışık görünce yansıma yapar ve fena parmak izi tutar. Mat ekranların  polarize kaplamaları yansıma yapmaz ancak kontrastları daha düşük olur ve düzgün  görüntü alınan açıları da düşüktür, yani yandan baktıkça bulanırlar. Biz itina  ile mat ekran kullanıyoruz ancak grafik yoğun çalışıyorsanız parlak ekran tercih  etmelisiniz, mat yanıltıcı olabilir.</span></p>
<p><span class="articletext">Ya çözünürlük? Piyasada 1080p, Full HD makineler  görünmeye başladı. Bu çözünürlüğü şimdilik sadece makinenizi televizyona  bağlayacaksanız tercih edin. Full HD bir televizyona bağlanan Full HD bir  notebook’un verdiği lezzeti anlatmak zor. Televizyon bağlantısı yapmayacaksanız,  bu kadar küçük bir ekran için 1080p gereksiz bir masraf görünüyor.</span></p>
<p><span class="subheading">Pil:</span></p>
<p><span class="articletext">Hala dört hücreli piller görmek mümkün ama artık altı  hücreli piller standart oldu. Bu da, kataloglarda 5 küsür, gerçek hayatta 3  saatlik pil ömrü anlamına geliyor. Bu departmanda ciddi bir gelişme olduğu  ortada. 6 hücreden aşağısına tamam demeyin. Artık makinenizi fişe takılı  kullanırken pilini çıkartın demiyoruz, lityum iyon pillerin ömrü bu şekilde  azalmıyor. Ancak pil takılı iken cihazı şebeke elektriği ile kullanmak, pilin ne  kadar ömrü kaldığını hesaplayan devrelerini haşlıyor. Yani uzunca bir süre bu  şekilde kullandığınız bir notebook’un, 2 saatlik kullanımdan sonra size “2 saat  daha ömrüm var” demesine inanmayın, yarım saat de olabilir bu.</span></p>
<p><span class="subheading"><img src="http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2009/nisan/teknoloji/notebook_alirken_07.jpg" border="0" alt="Notebook alırken..." hspace="10" vspace="2" width="225" height="175" align="left" />Optik sürücüler:</span></p>
<p><span class="articletext">DVD writer’lar standart durumda. Soru Blu-Ray yazıcı  alınmalı mı? Eğer Full HD bir notebook aldıysanız, ki yavaş yavaş Blu-Ray  sürücülü makineler de çıkmaya başladı, bu bir tercih olabilir. Ancak hala 2000  dolarların altında Blu-Ray yazıcılı makine bulmanız mümkün değil. 25’li bir kutu  boş Blu-Ray’in 150 dolar olduğunu düşünürseniz, depolama yapmak için uzun süre  bir alternatif olmayacak. Ancak notebook’unuzu bir media center olarak  kullanacaksanız, yani televizyona bağlayıp Blu-Ray film izleyecekseniz  düşünebilirsiniz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.akifdemir.com/laptop-alirken/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
